FıZıK DERSI
MENÜ  
  ANA SAYFA
  SORU SORMAK İSTİYORUM
  e-Mail LİSTEMİZE KAYDOLUN
  Fizik İçin Matematik
  MERAKLISINA FİZİK
  VERİMLİ DERS ÇALIŞMA
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
  KRİTİK DÜŞÜNME SİSTEMİNİN FİZİK DERSİNDE UYGULANMASI
  O f^f^ SıKıLdm :))
  FİZİK ANİMASYONLARI
  Foto Galeri
  LİSE 1 KONU ANLATIMLARI
  LİSE 2 KONU ANLATIMI
  LİSE 3 KONU ANLATIMI
  .
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA

Üniversite sınavını kazanmak bütün adayların amacıdır. Bu amaç doğrultusunda, hem adaylar hem de aileleri sınav gününe kadar sürecek uzun, zorlu bir maratonda ter dökmektedirler.
Ne yazık ki, bu maratona katılan her aday, sonuçtan aynı oranda memmun olamamaktadır. O halde akla hemen şu soru geliyor. Hedefe ulaşmak için ne yapmalıyız? "İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. " (İbn-i Haldun) görüşünden yola çıkarak, çalışma alışkanlıklarımızı gözden geçirirsek, maratona başlarken en iyi adımı atmış oluruz.

DOĞRU ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI

1- HEDEF BELİRLEMELİYİZ....
Çalışmamızın yönünü belirlemek ve çalışma isteğimizi sürekli tutmak için yapmamız gereken en önemli şey, bizi ileride, mutlu edecek yolu belirlemektir. Neye ulaşmak için çalıştığımızı bilmemiz gerekir.
Yapacağınıza da inansanız yapamayacağınıza da inansanız, sonuçta haklı çıkarsınız.
"Hedefimizi, hırsla, istekle, inançla kovalamalıyız.
Sadece ilgi duymamız yetmez."
Henry Ford

"İnançlı bir tek kişi, sadece ilgi duyan doksandokuz kişiye bedeldir"
J.S. Mill

2. PLANLI VE PROĞRAMLI ÇALIŞMALIYIZ...
Hedefimize ulaşmak için hangi dersleri, nasıl bir sıralama ile ne zaman ve ne kadar çalışmamız gerektiğini bilmeliyiz.
Her gece 8 saat uyuyoruz yılda tam 120 gün
Günde 3 saat T.V seyrediyoruz yılda tam 45 gün
Yollarda harcanan 2 saat yılda tam 30 gün
Günde sadece 1/2 saat boş durmak yılda tam 15 gün
Hergün birinin bizi 5 dk. bekletmesi yılda ort. 30 saat ediyor...
Yukarıdaki bilgiler basit matematik hasaplarla bulundu. Nasıl? Dehşet verici değil mi? Bu hesaba göre yılın 7 ayı, fazla kayda değer olmayan faaliyetlerle geçiyor. Artakalan zaman diliminde yapılan tek şey üniversiteye hazırlık olmadığına göre (yemek, sosyal faaliyetler, okul dersleri v.s.) planlı çalışmaya ne kadar ihtiyacınızın olduğu ortada..

Planlı çalışmanın görünür bir ihtiyaç olmasının dışında başka yararları da var;

a) Hangi dersi çalışacağımıza karar verememekten dolayı zaman kaybetmemizi, kararsızlık içinde bir dersi bırakıp diğerine geçmemizi engeller.
b) Düzenli ve günü gününe çalışmak, sınav öncesi çalışma süresini azaltır. Sınav paniğini önler. Çalışma verimini yükseltir.
c) Her derse yeterince zaman ayırmak ve yeterince çalışmak, kişinin kendine olan güvenini artırır.
d) Öğrenilecek malzemenin kısa bir zaman dilimine sıkıştırılması yerine, uzun zamana yayılarak daha etkili ve kalıcı olmasını sağlar.
e) Planlı ders çalışma; ailemizle aramızda ders çalışma konusunda çıkabilecek çatışmaları önler.
f) Sağlıklı ve bilinçli plan yapmamız, kendimizi derse çok daha kolay vermemizi sağlar.
g) Her işe daha rahat zaman ayırmamızı, huzurlu olmamızı sağlar.

Yaptığımız planın tüm bunları sağlaması için dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var;

a) Derslerin dağılımını dengeli yapmalıyız. Kolay gelen derslere ağırlık vererek, çalışılması
gereken zor dersleri ihmal etmemeliyiz.
(Sözel hazırlanan öğrencilerin matematik ve geometriyi ihmal etmeleri gibi) Bu durum bizi planlı çalışsak dahi hedefimizden uzaklaştırır.
b) Ara vermeden uzun süreli çalışma da, sık aralıklarla, uzun dinlenmeli kısa çalışma da verimsiz olur. En ideali 40 - 50 dak. çalışmak, 10 dak. tekrar yapmak ardından 5 - 10 dak. dinlenmektir. Ortalama 1 saat, aynı okul programı gibi, 1 ders saati olarak düşünülebilir ( Birim süre). Farklı derse geçerken verilen dinlenme süresi biraz uzatılabilir.
c) Derslere vereceğimiz çalışma sürelerini, dersin özelliğine ve bizim o dersteki başarımıza göre ayarlamamız gerekir.
d) Aynı tür dersleri, ard arda yerleştirmemeliyiz. Bir dersten diğerine geçerken, mutlaka dersin türü değişmeli. Böylelikle daha az yorulur, çalışarak da dinlenebiliriz.
e) Ders türlerini değiştirirken bize göre kolay olan derslerin, değişik türde de olsa, ard arda gelmemesine dikkat etmeliyiz. Kolay bir ders zor bir ders, zor bir dersi kolay bir ders izlemeli.
f) Zor dersleri en verimli çalışacağımız saatlere yerleştirmeliyiz. Bu saatler kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
g) İlk çalışacağımız saate sevdiğimiz bir dersi koymamız, derse kendimizi kolay vermemize yardımcı olur.
h) Planımızda, derslerimizi mümkün olduğunca günün aynı saatlerine koymamız, o saatlerde derse daha kolay konsantre olmamızı sağlar.
i) Yemeklerden hemen sonra çalışmaya başlanmamalı. Yaklaşık 30 dak. sonra derse başlamak daha yararlı olacaktır.
j) Planımızda ders saatleri ve ders dışı etkinlikleri birbirinden ayırmamız ve ders dışı faliyetlere de az da olsa ödül mahiyetinde yer vermemiz, onların çalışırken aklımıza takılmasını önler.
k) Planlarımız düzenli tekrarı mutlaka içermeli. Bilmeliyiz ki öğrendiklerimizin % 40'ını ilk 20 dakikada, % 55'ini 1 saate, % 65'ini 9 saatte, % 80'ini 24' saatte unuturuz.
Günlük aktivitelerimiz arasında bazen kontrol altına alamadığımız durumlarla karşılaşabileceğimiz dikkate alınmalı. Programımızda böylesi durumlar için esneklik bulunmalıdır.
En sağlıklı program haftalık hazırlanandır. Her programın bitiminde ne kadar verimli geçtiği, amaca ne kadar hizmet ettiği değerlendirilmelidir.
Programlı çalışma hedefi bulmada bir pusuladır...

Çalışma programının bir gününde;
- O gün öğrenilen konuların tekrarı, ilgili testlerin çözümü
- Bir gün sonra işlenecek konunun ön hazırlığı bulunmalıdır.
- Programın bitiş gününde, o proğramla çalışılan konuların tekrarı olmalıdır. Üzerinde takıldığımız, çözümünü sonradan ögrendiğimiz soruların tekrar çözümü olmalıdır. Böylece bir haftanın kritiği yapılmış olur.
Dördüncü haftanın bitiminde aynı süreç aylık olarak yapılmalıdır. Bu durumda öğrenci kendindeki gelişmeyi ya da dersten kopmayı haftalık ve aylık olarak görmüş olur. Eksiklerini giderme fırsatı bulur.

Planınızı Uygulamakta Güçlük Çekiyorsanız;
Her şey mükemmel olsun diye uğraşırken mi, uygulamada güçlük çekiyorsunuz? Hata yapmaktan korkmayın. Hiç bir şeyin yapılmadığı yerde hata da olmaz.
T. Edison için öğretmeni; " Zekası yeterli değil. Okula devam etmesinin bir yararı olacağını sanmıyorum"
A. Einstein içinde öğretmeni; "Çok başarısız bir öğrenci. Zeka düzeyi düşük. Arkadaşlık ilişkileri zayıf, hep hayal kuruyor. Ayrıca sınıfta huzursuzluk yaratıyor. Kanımca okuldan alınması herkes için iyi olacaktır." demişti.
Eski bir Çin atasözü der ki;
"Fakir bir adama balık verirsen, o gün için doyar. Ona balık tutmayı öğretirsen, her gün doyar."
Balık tutmayı pardon ! Soru çözmeyi öğrenin...



3. DERS ÇALIŞMA SIRASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Biz insanlar,
% 1 tad alarak
% 1.5 dokunarak,
% 3.5 koklayarak,
% 11 işiterek,
% 83 görerek öğreniriz,
Yine biz insanlar,
- Okuduklarımızda % 10,
- İşittiklerimizde % 20,
- gördüklerimizde % 30,
- hem görüp hem işittiklerimizde % 50,
- söylediklerimizde % 80,
- davranışlarımız doğrultusunda (deneyip) söylediklerimizde % 90 hatırlama oranı gerçekleştirebiliriz. Dolayısıyla öğrenme sürecinde ne kadar çok duyumuzu kullanırsak, öğrenme ve hatırlama becerimiz o kadar artar.
Çalışırken önemli fikir, kavram, formül v.b. şeylerin altını çizmek öğrenmeyi kolaylaştırır. Hatta çizme sırasında renkli kalemler kullanmak, önem derecesine göre renkleri kodlamak hatırlamaya büyük yarar sağlar.
Hem çalışırken hem de dersi dinlerken not almak, uyanık kalmayı, aktif katılımı sağlar, unutmayı azaltır.
Problem çözerken, çözüme ulaşıncaya kadar uğraşmak en uygun davranıştır. Buna rağmen çözülemeyen sorular ihmal edilmemeli, mutlaka çözümü öğrenilmelidir.
Konular: ( özellikle de sözel dersler) BÜTÜN - PARÇA - BÜTÜN) yöntemiyle öğrenilmeli (bu işlem sırasında kendi ifadenizle özetler çıkarmalı) en sonunda konu bütün olarak zihne yerleştirilmelidir.
Somut şeyler, soyut olanlardan daha kolay öğrenilir. Kavramları, fikirleri örnekleyerek, formülleri de soru çözerek somutlaştırın.
Her yerde kolayca kullanabileceğiniz kartlara derslerin kısa özetlerini hazırlayın, formüller yazın. Bunlarla boş kaldığınız her ortamda, ( Otobüste, durakta, yemek yerken v.b) tekrar yapabilirsiniz. Bu kartları, ayna, kapı, dolap kapağı gibi her an karşınıza çıkacak yerlere asarak, öğrendiklerinizi farkında olmadan pekiştirebilirsiniz.

Çalışmalarınızın sonunda kendinizi değerlendirin. Özellikle deneme sınavlarında boş bıraktığınız, yanlış yaptığınız sorular üzerinde durarak, bu konulara tekrar çalışın.
Öğrenmek, anlamak demektir. Öğrenilen bilgileri nerede ve nasıl uygulayabileceğinizi kendinize sorun (Gideceği adres belli olsun). Farklı kaynaklardan yararlanın, değişik tipte sorular çözün.
Zorlandığınız derse küsmeyin. Küstüğünüz dersin içinde mutlaka kolay anlayabileceğiniz konular bulunmaktadır. Tüm konuları öğrenmeye çalışarak, güveninizi yitirip dersten uzaklaşmak yerine, anlayabildiğiniz konulara çalışıp ilgili soruları kaçırmayarak, sınavda şansınızı arttırabilirsiniz.
Hedefinizi düşünün, çalışmak için iyi bir nedeniniz var. Karşılaştığınız zorlukları tek tek ortadan kaldırmanız, hepsiyle birden uğraşmaktan daha kolaydır. Siz başlayın bir kere, gerisi kendiliğinden gelecektir!

4. BEDENSEL EGZERSİZLERİN ÖĞRENME ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Düzenli yapılan egzersizin öğrenme üzerinde çok olumlu etkiler yaptığı araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır.
Bu etkileri şöyle sıralayabiliriz:
1. Kas gevşemesi
2. Zihinsel gevşeme
3. Yapılan işte etkinliğin artması.
4. Enerjide artış.
5. Duygusal boşalma ve rahatlık.
6. Daha iyi uyku.
7. Öz güven artışı.
8. Endişelerde azalma.
9. Daha iyi sağlık.
10. Kalp hastalığı riskinin azalması.
11. Bel ve sırt ağrılarından korunma.

Gerginlik damarlarda daralmaya yol açar. Hücrelerin kanla beslenmesi zorlaşır. Gerginlik sırasında vücut fazla miktarda adrenalin salgılar. Bu da öğrenme için gerekli protein zincirinin kurulmasını güçleştirir.

Düzenli fizik egzersizi, adrenalinin kullanılarak kaygının azalmasına ve rahatlamaya sebep olur.
Ayrıca egzersiz sonucu vücutta seratonin maddesi salgılanır. Bu madde kişide huzur, rahatlama sağlar.
Sınav maratonunda stres, kaygı ve endişelerden kurtulmaya yardımcı olması için her sabah 10-15 dak. egzersiz yapmak yararlıdır. Ancak aşırıya kaçmamak, vücudu alışkın olmadığı şekilde birden zorlamamak gerekir. Egzersiz sonrası kişi kendini huzurlu ve dinlenmiş hissetmelidir. Yorgun hissediyorsa bu bir yanlışlığın belirtisidir.

5. YAPILMASI GEREKEN TEKRARLAR

"Bellek para cüzdanına benzer.
Tıka basa doldurulursa kapatılmaz ve her şey dışarı dökülür."
Thomas Fuller.

Belleğimizi kullanmanın, yani hatırlamanın en önemli unsuru tekrardır. Ancak tekrarların aralıklarla yapılması gerekir. Üst üste asla değil. Arşivde çalışan bir memur düşünün. Önüne aralıksız malzeme yığarsanız, eli ayağına dolaşır. Neyi nereye koyacağını şaşırır. Bu yüzden tekrarlarımızı bir düzen içinde yapmalıyız.
Tekrarlarınızı düşünerek ve anlayarak yapmanız temel prensip olmalıdır. Mekanik tekrarlar sadece zaman kaybettirir.
Çalıştığınız dersi değiştirirken çalışılan bölümün mutlaka kısa bir tekrarını yapın ki bilgiler yerleşsin.
Aynı şekilde her birim sürenin (40- 50 dak. çalışma, 5- 10'dak. dinlenme) bitiminde çalışılan bilgiyi tekrar ederek ara verin.
Öğrenilenlerin üzerinde en az bozucu etkiyi uyku yapar. Zihin, hafıza, uyku sırasında da çalışır. Edindiği bilgileri derleyip düzenler. Bu yüzden yatmadan önce yeni öğrenilen bilgilerin 15- 20 dak. tekrarı ve bunu uyandıktan sonra yine 15- 20 dak. tekrarın izlemesi hatırlamayı uzun süre mümkün kılar.
Ayrıca programa bağlı olarak haftalık ve aylık tekrarlar yapılmalıdır.
Yapılan araştırmalara göre öğrenme anından itibaren geçen zaman uzadıkça hatırlama oranının arttığı tespit edilmiştir. Buna geri hatırlama deniyor. Dolayısıyla çalışma anından sonraki ilk saatlerde hatırlamanın düşük olması sizi korkutmasın. "Çalışıyorum, çalışıyorum ama sanki hiç birşey bilmiyorum." deyip üzülmeyin.
Etkili bir hatırlama için okuduğunuz metni yüksek sesle okuyarak görsel alana, işitmeyi de ekleyin.

Ayrıca çalışma esnasında öğrendiklerinizi metne bakmadan kendi kendinize yüksek sesle tekrar edin . Hem hafızanızı uyarır, hem de nerede zayıf olduğunuzu fark edersiniz.

6. ÇALIŞMA ORTAMI NASIL OLMALI

Eğer müstakil bir oda yoksa, çalışma köşesi hazırlanmalı. Her seferinde farklı yerde çalışmak verimli olmaz. Hep aynı yerde çalışmak, çalışacağınız yere geldiğinizde kendinizi derse hazır hissetmenizi sağlar. Çalıştığınız yerde çalışma ile ilgili bir sembol mutlaka olsun . Örneğin mutfak masasında çalışan bir öğrenci, çalışmaya başlarken masanın örtüsünü değiştirebilir. Bu onu motive eder. Mutlaka masada çalışmalı. Uzanarak yatarak çalışılmaz. Masada dik bir şekilde oturmalı. Farklı pozisyonlarda oturmak özellikle uzanarak çalışmak bir süre sonra kanımıza uyku hormonunun salgılanmasına yol açar.
Çalışma masası ders dışı faliyetler için kullanılmamalı. Pek çok şeyi aynı yerde, aynı masa da yapmak bir süre sonra bıkkınlık yaratır.(yemek, resim yapmak v.b)
Çalışma için gerekli tüm malzemeler masada ulaşılabilir mesafede hazır olmalı. Materyal ( sözlük, test v.b.) aramak için kalkmak geri dönmeme tehlikesi yaratır.
Çalışma masasının her çalışmadan sonra düzenlenmesi bir sonraki çalışmaya başlamayı kolaylaştırır.
Çalışma ortamında poster, afiş vb. dikkati dağıtıcı ya da sizi hayal kurmaya yönlendirici şeyler olmamalı.
Çalışma ortamı sessiz olmalı. Müzikle ya da t.v. izlerken ders çalışılmaz. Zihin bazen müziğe bazen derse yoğunlaştığı için bölünmeler olur. Ayrıca derse yoğunlaşınca müziği duymamak için farkında olmadan çaba sarfedilir . Bu da yorulmayı kolaylaştırır.
Son olarak çalışma ortamı iyice havalandırılmış yeteri kadar ısıtılmış ve aydınlatılmış olmalıdır.

7. DİKKATİ YOĞUNLAŞTIRMAK
Öğrendiğimiz bir konuyu, 12- 13 ay sonra hangi oranda hatırlayacağımız, konuyu çalışırken ne kadar konsantre olabildiğimize bağlıdır.
Her şeyden önce motivasyonumuzun tam olması için amacımızın belirlenmiş olması gerekir. Bu konuyu çalışmakla neyi amaçlıyoruz. Kaç sorunun cevabını cebimizde hissetmemize yarar. Bunu bilmek motivasyonumuza doping etkisi yapar.

Konsantre olabilmek için kararlılık da çok önemlidir. Kararlılık işe tüm ilgimizi yönlendirir. Bu da çok geçmeden konsantrasyonu alışkanlık haline getirir.
Konsantrasyonumuzu yüksek tutmak için çalışmalarımıza çeşitlilik getirmeliyiz. Rutin çalışmalarla dikkati yoğun tutmak imkansız denecek kadar güçtür.
Monotonluktan kurtulmak için planlı çalışmaya ihtiyacımız var. İyi hazırlanmış bir planda asla monotonluğa yer yoktur. Başkalarına verdiğimiz randevulara nasıl sadık kalıyor; istediğimiz gibi değiştirip iptal etmiyorsak çalışmalarımız için de aynı hasasasiyeti gösterelim.
Konsantrasyonun uzun süreli, olması için sağlığımıza özen gösterip bedenin ve zihnin yeterince dinlenmesini sağlayalım.
Bitkinlik uzun süren yanlış çalışmalar sonucu vücuda yavaş yavaş siner. Bunu hissettiginizde çalışma alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirin. Çalışmalara ara verip dinlenin. Bu halde çalışmak daha zararlı olacaktır.

SINAV KORKUSU
"Zor iş kolay işlerin birikmesinden oluşur."
Hazırlanılması gereken derslerin birikip ağırlaşması, sizden beklenenlerin fazlalığı ve bütün bunları nasıl yapacağınızı bilememeniz, büyük bir yük oluşturur. Bu da zamanla bıkkınlık verir. Sınava hazırlanan herkesin dönem denem yaşadığı bu usanma ve karamsarlık duygusu son derece normaldir. Gereksiz olan ise bu duygular karşısında ümitsizliğe kapılarak, kendinizi güçsüz ve çaresiz hissederek çalışmayı bırakmaktır.
Sınavdan korkmakla, sınav korkusu ( Sınav Kaygısı) arasında önemli farklar vardır. Sınavdan korkan öğrenci, yaklaşan sınava göre , zamanını planlayarak çalışır. Zaman geçtikçe de korkusu azalır. Her öğrenci mutlaka sınavdan hemen önce bir heyecan duyar, ancak bu heyecan onun başarılı olmasını sağlayacak, canlı ve diri tutacak ölçüde olduğunda gerekli bir duygudur.
Sınav korkusu duyan bir öğrencinin ise sınav yaklaştıkça korkusu ve telaşı artar. Bu korku öğrencinin çalışmasına ve öğrenmesine engel olur ve sınav günü gelip çattığında ise tutulur kalır.
Söz konusu bu korku sırasında, beden kimyasında meydana gelen değişiklikler, beyinde öğrenme için gerekli olan protein zincirlerinin oluşumunu engeller. Yani sınav korkusu akıl yürütme ve soyut düşünme yönündeki zihinsel faaliyetleri bozar. Bu nedenle öğrencilerin başarısızlığına yol açan en önemli faktörlerden biridir. Öyle ki yapılan araştırmalar sınav korkusunun, ameliyat korkusundan çok daha yüksek boyutta olduğunu göstermektedir.
Sonuçları itibarıyle, hiç de küçümsenmeyecek bir öneme sahip olan bu korkuyla, başa çıkmanın yollarını şöyle özetlemek mümkündür.

GEVŞEME

Sınav korkusunun beden kimyasını nasıl etkilediğine değinmiştik. Gevşeme sayesinde değişen beden kimyasının önceki haline dönmesi mümkündür.
Bedeni kontrol etmek yolunda birinci adım solunum kontrolüdür. Çünkü solunum yarı otonom , yarı iradeli bir fonksiyondur.
İyi nefes almak iyi nefes vermekle başlar. İyi nefes burundan , ağır, sessiz ve derin alınır. Akciğerlerin bütününü doldurarark diyaframı aşağı iter. İyi nefes alındığı sürenin iki katı sürede verilir.
Günde 40- 50 defa bu şekilde nefes almayı alışkanlık haline getirmek yaşanılan korku düzeyini düşürür. Bunun için bazı durumlarla nefes alma davranışını bir şeyle eşleştirmek ve onu hatırlatıcı bir obje kullanmak yararlıdır. Örneğin aynanın üzerine, dolabınızın üzerine ya da içine, masa saatinin görünür bir köşesine yapıştıracağımız ufak bir renkli kağıt tarif edildiği şekilde nefes almanızı size hatırlatacaktır.

FİZİK EGZERSİZLERİ

Düzenli yapılan fizik egzersizlerinin akıl ,ruh ve beden sağlığı üzerinde olumlu yönde , köklü etkiler yaptığı pek çok bilimsel araştırmayla kanıtlanmış bir gerçektir. Ayrıca düzenli fizik egzersizlerinin uygulanması uyku üzerinde de olumlu bir etkiye sahiptir. Ev içinde sabahları hergün 10 - 15 dakikalık bir fizik egzersiz programının uygulanması olumlu sonuçların alınması için gereklidir. Dikkat edilecek bir diğer noktada, proğram bittiği zaman kendinizi dinlenmiş hissetmeniz gerektiğidir.

DÜŞÜNCE BİÇİMİNİN DÜZENLENMESİ

İnsanlar genellikle duygu ve düşüncelerinde belirleyici olanın çevredeki diğer insanlar ve olaylar olduğunu kabul etmektedirler. Bu yüzden kendilerinde gerginlik yaratan, duygusal açıdan sıkıntı veren kendileri dışındaki olay ve kişileri suçlarlar. Böylece hem strese girer hem de bu stresten kurtulmayı güçleştiren önemli bir hataya düşerler.
Özetle; önemli olan olaylar değil, olaylara bakış açımızdır. Bu durumda olumsuz duygu ve davranışlardan kurtulmak için düşünce biçimimizi değiştirmemiz gerekecek. Bunun için olaylara ilişkin yaklaşımımızı gözden geçirmeliyiz.

a) Düşünce biçimimiz objektifmi? Gerçekliğe uyuyor mu?
b) Yaklaşım biçimimiz ve değerlendirmemizin bize, problemi çözmeye faydası var mı?
c) Yaklaşım biçimimiz diğer insanlarla olan ilişkilerimizi olumlu yönde etkiliyor mu?
d) Değerlendirme biçimimizin amaçlarımıza katkısı var mı?
e) Yorumlama biçimimiz iç çatışma ve iç gerginliğimizi azaltıyor mu?
Bu sorulardan en az 3 tanesine cevabınız " evet" se iyi, eğer "evet"ler 3 den az ise yaklaşım biçiminizi gözden geçirmelisiniz.

KORKUNUZU AZALTMAYA YÖNELİK İPUÇLARI

- Sınava girmeden önce, geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı hatırlayın. Kendinize gerçekteki değerin altında değer biçmeyin.
- Daha önce yaşanmış olan başarısızlıkların sebeplerini araştırın. Onları telafi edin ki yeni başarısızlıkların sebepleri olmasınlar.
- Sınav sizin o ana kadar öğrenmiş olduğunuz bilgilerin değerlendirilmesidir. Asla sizin kişiliğinizin bir değerlendirilmesi değildir. Sınav sonucunda başarısız olmanız yalnızca sizin yeterli bilgiye sahip olmadığınızı gösterir. Bu da kişiliğiniz hakkinda bir değerlendirme olamaz.
- " ÖSS sınavını mutlaka kazanmalıyım" yerine
- "....... Fakültesine girmek istiyorum, demek ve bu şekilde düşünmek çok daha gerçekçidir. - "Meliyim-malıyım" şeklinde biten ifadeler düşünceleri istek olmaktan çıkarıp birer yasa haline getirirler. İstekler yerine getirilemediği zaman değişebilir. Ama yasaların değiştirilmesi çok daha zordur ve beraberinde bazı yaptırımları getirir. Bu yüzden istedikleriniz bir tercihtir, değiştirilebilir. Asla yasa değildir, unutmayın.
- Gireceğiniz sınav hakkında olumlu düşünün. Bu bir sınavdır sadece, bunu bir ölüm kalım savaşı haline getirmeyin.
Sınavda başarısız olursanız bu sizin kişiliğinizi olumsuz değerlendirmenize kendinizi değersiz gereksiz görmenize yol açmamalıdır. Sınavda başarılı olmak sizin tek ve değişmez amacınız olmasın. Kazanma şansınız çok yüksek bile olsa kendinize başka amaçlar tasarlayın, Sınavı kazanmak ilk tercihiniz diğer amaçlar ise ikinci, üçüncü tercihiniz olsun. Böylece sınavı kazanamazsanız dahi yönelecek başka amaçlarınız olur.

HIZLI VE ETKİN OKUMA

- Sınavlarda zamanı yetiştirememek.
- Sınavlarda, soruları anlamakta güçlük çekmek.
- Ders çalışırken ve kitap okurken, okuduğunuzu anlamakta güçlük çekmek.
- Okurken çabuk sıkılmak ve dikkat dağılması.
- Anafikri bulmakta güçlük çekmek (Özellikle Paragraf sorularında)
- Mevcut zamanın ders çalışmaya yetmemesi
Bu sorunlara her halde hiç birimiz yabancı değiliz. Pek çoğumuzun karşılaştığı ve öğrenciliği neredeyse çekilmez hale getiren bu sorunların en büyük sebebinin okuma hızının düşük olması olduğunu biliyor muydunuz?
Los Angeles'deki Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde okuyan , dünyanın en genç üniversitelisi Mariel Arogon'un dakikada 6000 kelime okuması, yine Türkiye'de yönetim Geliştirme Merkezi'nin 1987- 1988 yılında açtığı "Süratli ve Etkili Okuma" seminerlerinde, okuma hızlarının dakikada 50-200 kelime olan katılımcıların , seminer sonunda dakikada 200-600 kelimelik okuma hızına ulaştıklarının gözlenmiş olması, okuma hızının arttırılmasının mümkün olduğunu ortaya koymuştur.
Bu örneklerden sonra okuma hızınızı arttırmaya karar verdiyseniz, işe önce hızınızı tespit etmekle başlayabilirsiniz.
Daha önce hiç okumadığınız bir hikaye, roman ya da farklı bir kitaptan bir paragraf seçip dakika tutarak okuyun.
a) Okumaya başlamadan önce başlama zamanını bir yere not alın. Örneğin saat 09.12'12 yi gösteriyorsa 09.22 olarak not alın ve saat tam 09.22 olduğunda okumaya başlayın.
b) Belirlediğiniz metni, yanlışsız okuyun.
c) Bitirdiğinizde, saatinize bakıp kaçta bittiğini not alın.
d) Tespit ettiğiniz süreyi saniye ile belirtin.
09.22 de başladığınız metni 09.28'13 de bitirmişseniz, okuma süreniz 6 dakika 13 saniyedir.
( Toplam 373 sn)
e) Metindeki toplam sözcük sayısını belirleyin
f) Okuduğunuz metindeki toplam sözcük sayısını (TSS), saniyelerle belirlediğimiz okuma sürenize (SO) bölerseniz, okuma hızınızı (OH) bulursunuz. Sonucu 60 ile çarpın. Bu sizin bir dakikada okuduğunuz sözcük sayısıdır. (DSS)

Formül: OH= TSS x 60 = DSS SOS


İşlem sonucunda bulduğunuz okuma hızını aşağıdaki toblo ile karşılaştırın.

Nasıl? okuma hızınızdan memnun musunuz? Eğer cevabınız " Hayır!" ise , öncelikle aşağıdaki Yanlış Okuma Alışkanlıklarını Belirleme Cetvelini dikkatlice kendinize uygulayınız. Bakalım yanlışlarınız neler?

YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARINI BELİRLEME CETVELİ

(Sizde bulunan yanlış alışkanlıkların önüne işaret koyunuz)
1. Sesli okuyorum
2. İçimden okuyorum ( Ses tellerim kımıldıyor)
3. Kelimeleri teker teker okuyarak ilerliyorum.
4. Okurken geri dönme ihtiyacı duyuyorum.
5. Okurken ayrıntılara takılıyorum
6. Aktif olarak okuyamıyorum ( Okuduğuma konsantre olamıyorum)
7. Bazı kelimelerde yavaşlıyorum.
8. Hızlı okuduğumda anlayamayacağımı düşünüyorum
9. Hızlı okumak beni rahatsız ediyor.
10. Anafikri kolay bulamıyorum.
Belirlediğiniz yanlışlarınızla ilgili olarak aşağıdaki açıklamaları iyi inceleyip, gerekli çalışmaları titizlikle ve usanmadan yaptığınız taktirde, okuma ve anlama hızınızın arttığını göreceksiniz.
OKUMA HIZINI ARTIRMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
1. OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN

Sesli Okuma: İlkokul çağlarında daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı 200 kelime kadardır. Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın üstüne çıkamayız. Oysa okuduğumuzu anlamak için kelimeleri dil ve kulak yollarından geçirerek beyine göndermemize gerek yoktur. Göz çektiği fotoğrafları dilimizden yüzlerce defa süratli olarak beyine göndermekte ve beyin almaktadır. Sesli okuduğumuz zaman 200 kelime 1 dakikayla sınırlandığı için okuma hızımız çok daha hızlı olan beyin kapasitemize yetişememekte, arta kalan beyin kapasetimiz, boşluğu başka düşüncelerle doldurmaya çalıştığından konsantrasyonumuz ve okuma etkinliğimiz azalmaktadır.
İçinden sesli okumak da bir okuma türüdür. Her ne kadar bunda dudaklarımız kelimeleri tek tek telaffuz etmiyor ise de , ses tellerimiz kımıldıyor ve okuma hızımız 500 kelime 1 dakikayla sınırlıyoruz. Bunu önlemek için uzmanlar okurken çiklet çiğnemeyi öneriyorlar.(Gözle görme alışkanlığı edinene kadar) Okurken çiklet çiğneme temponuz hiç değişmezse bu yanlış alışkanlığı yenebilir ve gözle okumaya başlayabilirsiniz.
Her kelimeyi okumak da okumayı yavaşlatan nedenlerden biridir. Başka dillerde de, Türkçe'de de cümle yapılarında anlam bir kaç kelimede toplanmıştır. Diğer kelimeler onları düzenli bir cümle halinde birleştirmek için kullanılmıştır. Ve, gibi, ile için v.s. gibi sıksık tekrarlanan ve okuduğumuzu anlamamamıza büyük katkısı olmayan bu kelimeleri her seferinde okumak, bize büyük zaman kaybettirir. Başlangıçta hangi kelimelerin gereksiz olduğunu doğru tespit ederek, okumadan atlamakta büyük güçlük çekecek, ama zamanla bu konuda da yetenek ğeliştirerek 300 kelimelik bir yazının 100 kelimesini okuyarak anlayabilirsiniz.
Hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmek ,okumamızı en fazla yavaşlatan en önemli psikolojik etken ve yaygın olan yanlış bir kanıdır. Kağnı arabaları satte 3-5 kilometreden hızlı gidemezdi. Otomobil bu hızı 100- 200 kilometreye çıkardı. Eskiden insanlar bu hızlara ulaşılabileceğini düşünmezlerdi. Biz de bu gün, yarın kabulleneceğimiz gelişmelere inanmıyor ve direnç gösteriyoruz. Dakikada 6000 kelime okuyarak 13 yaşında üniversiteye giren Mariel Aragon, dakikada 2500 kelime okuyarak A.B. D.'yi yöneten John Kennedy, hızlı okuyarak da daha iyi anlanabileceğinin kanıtlarıdır.
Öyleyse bu şartlanmayı bir kenara bırakarak okuma hızınızı arttırın. Anlama hızınız başlangıçta düşecek, ama hızınız arttıkça eski derecenizi yakalayıp geçecek, daha iyi anlayacaksınız.
Geri dönmek; bize en fazla zaman kaybettiren alışkanlık. Konsantrasyon eksikliğinden olur. Geri dönme imkanımız olduğu sürece de konsantrasyonumuz azalır. Öncelikle kendinize geri dönmeyi yasaklamalısınız. Geri dönme şansınızın olmaması konsantrasyonunuzu arttırır. Başlangıçta bazı paragrafları anlayamadığınızı hissedeceksiniz. Endişelenmeyin ve geri dönmeyin. Kendinize "Bugüne kadar geri dönerek okuduğum her paragrafı anladım mı? Şimdi hatırlıyor muyum?" diye sorun . Umarız cevabınız endişelerinizi yatıştırır.
Göz eğitimsizliği ; gözün satırlar üzerinde düzenli hareket edememesidir. Okuma eğitimini yetirence alamayan bir göz, satırlar üzerinde gezinir, durur. Sıçramalar ve duraklamalar düzenli olmaz. Kişi sık sık geri dönüşler yapar. Bu nedenle de satırdaki düşünceleri birbirlerine bağlayarak bütünleştirip anlamlandırmada zorlanır. Bunun için gözü, sürat ve çabukluk kazandırıcı bazı yardımcılarla eğitmek gerekir. Örneğin bir vasıtada giderken ilanları okuyarak ve varsa videoda 2-3 kat hızlandırılmış alt yazılı filimleri seyrederek küçük göz egzersizleri yapabilirsiniz. Başlangıçta yoğun kontrasyon nedeni ile başınız ağrıyacak , ama bir süre sonra alışacaksınız. Alt yazılı bir filmi normal hızında seyrettiğinizde size çok yavaş gelecek ve canınız sıkılacaktır.
Pasif okumak; okuyacağınız yazıya zihninizi yönlendirmeden, anafikri, yazarın düşünce ve olaylara bakış biçimini, üslubunu anlamadan yapılan okumadır. Yazıyı ne amaçla okuduğunuzu bilmeden yapılan okumalar, okuma hızını düşürür. Dikkat yoğunlaşması olmadığı için de anlama olayı oluşmaz. O nedenle önce okunacak konuyu niçin okuyacağınızı belirlemeniz gerekir. Sonra bir ön okuma yaparak sorular belirlemek, soruları yanıtlamak için tekrar dikkatinizi yoğunlaştırarak yeniden okumak, etkili okumayı sağlar.
Bilgi ve kültür düzeyi eksikliği; okuma hızınızı yavaşlatan en önemil nedenlerden biridir. Yeni edinilmek istenen bilgilerin iyi kavranabilmesi, daha önce o konu ile ilgili kavramların kazanılmış olmasına bağlıdır. Hiç temel bilgimizin olmadığı bir konuyu anlamak çok zordur. Temel olmadan inşaat yapılmaz. Yani bilgi ve kültür eksikliği, okunacak konunun anlaşılmasını zorlaştırdığı için,okuma hızı da düşer. Bunun için parçada geçen, anlamını bilmediğiniz kelimelerin anlamını öğrendikten sonra dikkatle okumanız anlamanızı kolaylaştırır.
Okumanın ne anlama geldiğini iyi bilin; Okumak yalnızca sözcük kümeleri görmek değildir. Okumak yazarla aktif bir söyleşi şeklinde sürdürülen zihinsel bir süreçtir. Bu anlamda okuyabilmek için görmenin ötesinde zihinsel beceriler gereklidir. Bu zihinsel beceriler de öğrenme yolu ile gerçekleştirilebilir.
Örneğin bir metne bir bakışta en fazla iki- üç sözcük algılayabilen bir okuyucu belirli bir eğitim programı sonucunda bir bakışta cümlenin ya da paragrafın tümünü algılayabilir hale gelir. Yine öğrenme sonucunda, sürekli olarak her okuma çabasında yazarla aktif bir söyeşi içinde yazarın görüşlerini açığa çıkarmayı öğrenerek etkin bir okuyucu olabilir.
Okumanın gerçek amacı, anlamı çabuk ve doğru kavramaktır. Bu okumanın geliştirilmesi için, etkili okumanın temeli olan hız, kavrama ve bellek arasında bağ kurulmasını gerektirir. Okumada kavrama ile hız arasında yakın bir ilişkinin varlığı kabul edilmekte, kavramaya ilişkin becerilerin arttırılması hızlı okuma ile olası görülmektedir.

HIZLI OKUMA

Hızlı okuma için , okuma yanlışlarımızı düzelterek kendimizi hazırladık. Şimdi de hızlı okuma yöntemlerine geçmeden önce, düşünce olarak atmamız gereken adımlar var.
a- Gözlerimizle aklımızı birlikte çalışmaya alıştırmak
b- Bir metinde her sözcüğü okumak zorunda olmadığımıza inanmak
c- Her metinin ya da kitabın aynı değerde olmadığını kabul etmek. Yani bazılarının zor, bazılarının kolay olduğunu bilmek
d- Okuyacağınız her metin ve kitapta amaçlarınızın farklı olduğunu kabul etmek okuma hızınızı da buna göre ayarlamak gerektiğini bilmek.

HIZLI OKUMA YÖNTEMLERİ

Göz Devinimlerimiz: Daha hızlı okumak, etkili bir okuyucu olabilmek için gözlerimizle aklımızı birlikte çalıştırmaya alıştırmamız gerekiyor.
Okuma sırasında, gözümüz satırlar üzerinde soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan aşağıya (bazen aşağıdan yukarıya) göz sıçramaları ile ilerler. Okuma olayı, işte bu sıçramadaki duraklamalar (saplama) sırasında, yakalayabileceğimiz sözcük kümesini algılayarak , gerçekleştirilir. Bu yüzden hızlı ve usta bir okuyucu olabilmek için, göz sıçramalarını hızlandırmak, duraklama süresini kısaltmak, duraklama süresince çok sayıda sözcük görebilmek (4-5sözcük) yani görme yelpazemizi genişletmemiz gerekiyor. Bu üç özelliği kontrol etmek beynin işidir. Zihnimizin kotrolü dışında gerçekleşen sıçrama ve duraklamalardan görüş alanına girenleri algılamak olanaksızdır. Öyleyse aklımız sürekli emir veren, kontrol eden ve gönderilenleri algılayacak biçimde hazırlıkta ve işlerlikte olmalıdır.

Sapmalar: Daha çok sayıda sözcük kümesini algılamak için; sözcük kelimelerinde gözün önce belli bir noktaya sapması, sonra bu saptığı noktanın sağından ve solundan mümkün olduğunca çok sayıda sözcüğü algılaması gerekir.

Lezzetli ve Temiz yemekler yapan bir aşcıdır.


1. Sapma noktası 2. Sapma noktası

Kolon Okuma: Günümüzde metinler gittikçe daha dar kolonlar halinde basılmaktadır. Gazetelerde dergilerde ve büyük magazinlerde bu kolonlara daha sık rastlanmaktadır. Bu kolonlar, ortalama 5-7 cm den oluşan sıfatlardan meydana gelmektedir. Dar kolanlar büyük bir gidiş- gelişi zorunlu kılan geniş satırlardan daha kolay gözden geçirilmektedir. Diğer yandan yukarıdan aşağıya doğru okuma dikkati daha çok uyarmaktadır. Dar kolonlar genellikle her satırda bir ya da iki sapmayı gerektirdiğinden, ritim konusunda büyük yarar sağlamaktadır.
Göz Gezdirme: Görme yelpazemiz genişledikçe, metnin bütününü dikkatli bir şekilde görme, düşünceleri yakalama hızına da ulaşırsınız.
Etkili okuyucu, metnin özelliklerine göre hızını ayarlayabildiği gibi, her metinle ilgili ihtiyaç ve amaçlarının farkı olacağını kabul eder. Amacını belirledikten sonra metnin bütününe yönelik yaptığı "Göz Gezdirme" Tekniği ile dikkatli bir okuma yapabilir.
Göz gezdirme ile çok yüksek hızlar elde edersiniz. Neye ve nasıl göz gezdireceğimizi iyi belirlersek bu, hız kavrayışımızı düşürmez.
Göz gezdirme, bir metni okumaya başlamadan önce yapılan "Göz atma" dan farklıdır. Göz gezdirme de amacımız belirli olduğu için daha dikkatli bir inceleme yaparız. Okunan metin çok kolay ve okuyucunun bildiği konuyu içeriyorsa göz gezdirme de yeterli bilgi edinilebilir.
Etkili bir göz gezdirme davranışında; metin başlığı alt bakşlıkları, giriş ve ilk paragrafı, sonraki paragrafların ilk ve son cümleleri numaraları, büyük harfle ya da italik yazılmış yerleri son paragraf ve varsa özeti okumalıdır.
Esnek Okuma: Okuma yöntemimizi ve hızımızı belirleme okuma amacımız ve metnin özellikleri önemli rol oynamaktadır. Etkili okumada okuyucu, her durumda uygun okuma tutumunu alabilmelidir. Uygun okuma tutumunu alabilmek, esnek okumayı gerektirir.
Eğer günlük yaşamda karşımızı çıkan yeni bilgilerden gereğince ve uygun bir şekilde yararlanmasını bilmezsek, bir çok şeyi kaçırır, önemli bilğileri edinemeyiz . Ayrıca daha az zaman ayırarak yapacağımız okumayı, hem daha fazla zaman harcayarak yapar, hem de okuduğumuz metinden yeterince doyum alamayız. Oysa okuma hızını ve yöntemini, okuma amacına ve metnin özelliklerine göre ayarlayabilen, yani "Esnek Okuma" yapabilen bir okuyucu en kısa zamanda, en çok bilgiyi alabilir.
Her gün karşılaştığımız yeni okuma durumlarını incelediğimizde, esnek okumayı daha iyi anlayabiliriz. Okunacak şeyler değişik türde olduğundan , bunları okuma amacımız da değişir. Farklı teknikler kullanırız. Örneğin güne gazete okuyarak başadığınızı düşünelim. Ancak zamanınız sınırlı, derse yetişmek durumundasınız. O zaman sadece başlıklara bakar ilginizi çeken haberlere de şöyle göz atarsınız. Okula gittinizde, derse girmeden önce eğer konu anlatacak iseniz, bildiğiniz şeyleri eleyebilmek için göz gezdirirsiniz. Bildiklerinizi atlar yeni bilgileri okursunuz. Öğleden sonra arkadaşınız size bir dergiyi verdi diyelim. İlginç bir makale var mı diye dergiyi tararsınız. İlginizi çeken bir makale bulduğunuzda, yeni bir bilgiye rastlamak için göz atarsınız. Akşam iyi bir film ya da program bulabilmek için gazetelerden programları tararsınız. Yarınki dersinizi hazırlama durumunda ise, metindeki herşeyi okumanız gerekmediği düşüncesinden hareketle kitabınızın o bölümüne göz atar, elde etmek istediğiniz bilgilere göre önemli başlık ve alt başlıkları belirlerseniz. Konusunu ana fikir ve ayrıntılarını araştırır, önemli kısımlar üzerinde daha fazla zaman harcayarak, ayrıntılar üzerinde daha hızlı geçerek ya da atlayarak okumanızı sürdürürsünüz. Gördüğünüz gibi, okuduğunuz bu çeşitli türden malzemelerin her birine göre okuma amacınız da farklı olacaktır. Yine malzemenin türüne göre yöntem ve hızınızıda değiştirmeniz gerekecektir. Eğer bunu uygun bir şekilde yapmayı başarırsanız esnek bir okuyucusunuz demektir.
Esnek okuyucu, nasıl okuyacağına karar verirken, metinin türünü de dikkate alarak zaman zaman teknik değiştirebilir. Metin , açık bir dille yazılmış ve izlenmesi kolay bir anlatımı olduğunda, hızlı bir okuma yapılabilir. Ancak metin açık bir dille yazılmamış, anlatımı kolayca özlemeye elverişli olmadığında daha yavaş ve dikkatli bir okuma yapılabilir. Eğer bu şekilde esnek davranamazsak, amacımıza ulaşamadığımız gibi zamanımızı da boşa harcamış oluruz.
Esnek okuyucu, okuma yöntemini kararlaştırırken zamanını dikkate alır. Örneğin bir metni ne kadar dikkatli okuması gerekirse gereksin, eğer yeterli zamanı yoksa, ya bir kısmı okur, bir kısmına göz atar ya da baştan sona dikkatle göz gezdirir. Ayrıca, eğer o anda fiziksel bir rahatsızlığı varsa, genel düşünceyi anlamak için sadece göz atar. Özetle esnek okuyucu, durumuna göre hızlarını bilen ve uygulayan kişidir.



Kavrama ve Sezme: Görme, her sözcüğü anlamanız için yeterli değildir. Görme yeteneği, anlama, görme ve zihin yeteneklerinin bir sentezi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucu, yazılı bir sözcüğü görür görmez tahmin ediliyor, taman olmadan profilini ve diğer özelliklerini tamamlıyor, böylece görüşünüzü kontrol etmiş oluyorsunuz.
Okuma sürecinde, sözcükleri sadece görmek yeterli değildir. Aynı zamanda bir sözcüğü diğerinden ayırmak gerekir. Yazmada ise , dil bilgisi ve sözcükleri birleştirmede kullanılan bağlama kuralları etkili olmaktadır. Sonuç olarak okumak, soyut ve göze dayalı anlamlar üretmektir. Bu üretimi sözcüklerin doğru seçimi, sözcüklerin anlamları, tipleri, türleri ve yaptıkları belirlemektedir.
İyi bir okuyucu olmak, sizin etkili okumanızı sağlayacak çeşitli teknikler uygulamanız gerekmektedir. Şimdi yapacağınız alıştırmalarda, okurken eksik bırakılan sözcüğü izleyen sözcüklerden tahmin etmeye çalışın. Böylelikle anlama ve sezme yeteneğinizi ğeliştirebelersiniz.
UYGULAMA: Aşağıdaki kısa metinde boş bırakılan yerlerde konuşulması gereken sözcükleri düşünerek, kavrayarak bulup yazınız. Bu tür çalışmaları sık sık yaparsanız kavrama ve sezme gücünüz artar.

Oğlumuz
Karlı b.... şubat g..... doğmuştu. Babanın k.... verirken b.... tuhaftım. İsim a....., kamus b...... ne kadar b ..... gelmişti . O...... ışıl ı..... , kainat g..... manalı b..... kelime b..... istiyorum. S...... Ömer d....... Bu da o.....yakışmıştı. O...... tarihe girme b...... Ömer'in ikbaline layık, g......
İlk g...., i..... diş, i..... kelime, annesine doğru genç, g...... ve mes'ut a..... doğru i..... adım.

Seçici Okuma: Bundan önceki bölümlerde etkili ve hızlı okumayı geliştirmek, okuma verimini arttırmak için bir takım stratejiler geliştirdik. Bu aşamadan sonra hedefimiz, okumaya, ayırdığımız zamanı daha verimli kullanabilmek, kısa zamanda daha çok bilği edinebilmek. Bu hedefe ulaşabilmek, hızlı ve seçici olmayı gerektiriyor. Aslında her okuma da seçici olunmalı. Ancak hızlı okurken buna daha çok ihtiyacımız var.
Okumada önemli olan, yazarın iletmek istediği mesajı, okuyucunun yazılı sözcükler arasından bulup çıkarmasıdır. Daha önceki bölümlerde, yazarın düşüncesini kavramada etkili olan bir takım etkili okuma tekniklerinden bahsetmiştik. Bu tekniklerde hız , çabukluk, esneklik derecelerine nasıl ulaşacağımız, okumamızı nasıl düzelteceğimiz konularında yoğunlaştık. Ancak bu tür okumalarımızda gözümüz temel olan noktayı, bir çok ayrıntılarla birlikte kavrama durumunada kalabiliyordu. " Seçici okuma" adı altında şimdi açıklayacağımız teknikte ise, tüm ayrıntıya girmeden, daha az sözcük okuyarak, yazarın düşünce bütünlüğünü yoklamamız hedeflenir.
Burada önemli olan her hangi bir metni mikroskopla incelemek değil, genel hatlarıyla bilmektir. Bu teknik, pratik okumamıza büyük yarar sağlamakta, bize zamandan kazandırmaktadır. Örneğin, 15 dakikada günlük gazeteyi okuyabelmek, üç saatte 500 sayfalık bir yapıtta bulunan bilgileri yakalamak gibi

Buraya kadar yapılan açıklamaları özetlemek gerekirse:
1. Gözümüzle ve beyninizle okuyun.(Dudaklarınız ve ses telleriniz kımıldamasın)
2. Gözünüzle kelime gurupları görmeye çalışın ( birden fazla kelime)
3. Okurken yazıya konsantre olmaya çalışın. (geri dönüş yapmayı kendinize yasaklayın)
4. Her kelimeyi okumak yerine, asıl anlamı veren kelimeler üzerinde durarak gereksiz kelimeler üzerinde durarak gereksiz kelimeleri atmaya çalışın.
5. Kendinizi hızlı okumaya zorlayın.
6. Kendinize okurken belli bir süre vererek, okuduğuğunuzu o süre içinde bitirmeye çalışın.
7. Fırsat buldukça değişik tipte yazılar okuyun.
(Kendinize mutlaka okumak için zaman ayırın)
8. Gereksiz Ayrıntılar yerine ana fikir için okuyun.
Anafikri bulmak için;
a) Birinci paragrafta yazırın tarzını çıkarmaya çalışın
b) Anafikri nereye yazmış olabileceğini düşünün Her paragrafta bunu bulmaya çalışın.
c) Anafikrin her paragrafta bulunabileceğine dikkat edin.
Başlangıçta bunları uygulamanız ve hatta başarmanız size çok güç gelebilir. Ama unutmayın ki bunları başarıp bilginin özüne çok daha pratik, çok daha kısa sürede ulaşabilen insanlar çok fazla. Neden bizde onlardan biri olmayalım? Yapılması gereken tek şey ümidimizi yitirmemek.
İnatla uygulama yapın.
Sonucun adım adım geldiğini göreceksiniz...

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.

44 Sorunun 30'u Anlam Sorusu
(Sözcükte, Cümlede, Paragrafta anlam)
Sözcükte Anlam: 3
Cümlede Anlam: 12
Paragraf (anlam) : 15-16
Dilbilgisi: 12- 13
TOPLAM : 43- 44 Soru çıkıyor.

Dilbilgisi
Ses Bilgisi, Yazım, Nokta : 3
Sözcükte Tür ve Yapı : 2-3
Öğeler : 2
Anlatım Bozuklukları : 4-5

Sevgili Üniversite adayları, yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi ÖSS sizin, daha çok, anlama yeteneğinizi ölçmek için yapılıyor.
Bunun için sözcükte anlam, cümlede anlam ve paragraf sorularında çok başarılı olmalısınız. Bunun için sürekli CÜMLE ve PARAGRAF SORUSU çözün.
Geçmiş yılların ÖSS ve ÖYS sorularını 4-5 aya yayıp çözün. Yanlış yaptığınız soruları geri dönüp anlamaya çalışın.




PARAGRAFTA İYİYİM KİM KORKAR TÜRKÇE DEN

44 Sorunun 30'u Anlam Sorusu
(Sözcükte, Cümlede, Paragrafta anlam)
Sözcükte Anlam: 3
Cümlede Anlam: 12
Paragraf (anlam) : 15-16
Dilbilgisi: 12- 13
TOPLAM : 43- 44 Soru çıkıyor.

Dilbilgisi
Ses Bilgisi, Yazım, Nokta : 3
Sözcükte Tür ve Yapı : 2-3
Öğeler : 2
Anlatım Bozuklukları : 4-5

Sevgili Üniversite adayları, yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi ÖSS sizin, daha çok, anlama yeteneğinizi ölçmek için yapılıyor.
Bunun için sözcükte anlam, cümlede anlam ve paragraf sorularında çok başarılı olmalısınız. Bunun için sürekli CÜMLE ve PARAGRAF SORUSU çözün.
Geçmiş yılların ÖSS ve ÖYS sorularını 4-5 aya yayıp çözün. Yanlış yaptığınız soruları geri dönüp anlamaya çalışın.

DİLBİLGİSİNDEN KORKMAYIN!
Çünkü,
Size zor gelen sorulardan sözcükte tür (İsim, Sıfat, fiil, Çatı...) konusundan ÖSS'de az soru çıkıyor ve konular işlendikçe soru kaçırmıyorsunuz. Yazımı, noktalamayı öğeleri rahat yapıyorsunuz.
ANLATIM BOZUKLUĞU sorularını da konuyu işledikçe kolayca çözüyorsunuz. Ama bu konu, oldukça çok soru çözmeyi gerektiriyor.


EDEBİYATTAN söz sanatları hariç soru beklemiyoruz. Yeni sistemden önce, söz sanatlarından da soru çıkmıyordu.
UNUTMAYIN!
ÖSS, virgüllü puanlarla kazanılan bir sınav haline geldi. Her konuda yeterince iyi olmalıyız.
KISACASI ÇOK ÇOK ÇALIŞMALI, BOL SORU ÇÖZMELİYİZ.

TARİHTE METOD....

Sınavda başarılı olabilmek için herşeyden önce planlı çalışma gereklidir. Tarih dersindeki konuların fazlalığı ise bu tür çalışmayı zorunlu hale getirmektedir.
Tarih dersine, öncelikle konuları bağımsız olarak işleyerek, sonra da aralarında bağlantılar ku rarak çalışmak en akılcı yoldur. Yöntem, ezberlemek değil, anlamak olmalıdır. Hemen ardından çözülecek test sorularıda konuları pekiştirecektir.
Tarih sorularını çözerken, soruyu okuduğunuzda, cevap olabilecek yorumlar anında zihninizde oluşmalıdır. Seçeneklere henüz bakmadan birşeyler hatırlamanız gerekir.
Tarih sorularında cevapların soru kökünde var olduğu yargısı doğrudur. Yoruma dayalı sorular da çoğunluktadır. Ancak unutmayın ki , bilgi olmadan tarih sorularını yorumlamak zordur. Bu nedenle tarih soruları Bilgi - Yorum birlikteliğiyle çözülür.
Olayların gelişiminde; bölgenin özellikleri, olayların oluş sırası ve dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik yapısı sürekli göz önünde bulundurulmalıdır.
Tarih sorularının yarısından çoğu Osmanlı ve İnkılap Tarihi'nden çıkmaktadır. Osmanlı Tarihi sorularında, Osmanlılar'ın gelişim süreçleri ve Avrupa devletleri ile karşılaştırılması yapılmalıdır. İnkılap Tarihi'nde ise bağımsızlığını kazanmak için çalışan bir millet ve çağdaş dünyada kendine yer arayan bir devlet mantığı bize yol gösterecektir.
Tarih dersi zor ve karmaşık değil, sadece belli konu sıralaması ile çalışılması gereken, zevkli ve kendimizi tanımamıza yardımcı olan bir
"BİLGİ HAZİNESİ" dir.
Başarılar...



COĞRAFYA DERSİNE NASIL ÇALIŞALIM?

Coğrafya ilişkiler bilimidir. Mekan üzerindeki doğal olayları incelerken insanın mekanda yaptığı değişiklikleride ele alır. Kısaca coğrafya, insanın yaşadığı ve değiştirdiği mekanı araştırır. Coğrafya bu özellikleriyle hem fen hem de sosyal içerik kazanmıştır. Dersin anlaşılması ve çalışılması bu nedenle tam bir disiplin ister.
Coğrafya konularının işlenişinde düzen esas iken, coğrafya dersinin anlaşılması da unutulması da çok kolaydır. Burada zor olan, anlaşılan konunun muhafaza edilmesidir. İşte bu özelliği ile coğrafya, belki de sosyal dersler arasında en fazla tekrar edilmesi gereken derstir.
Coğrafya dersinin ön çalışmasında da, tekrarında da haritaların karşımızda olması zaruridir. Bu zaruret Coğrafya'nın göze hitap etmesi ile ilgilidir. Ders yılının hemen başından itibaren her öğrenci ders masasının karşısına bir Dünya, bir Türkiye haritası asmalı veya atlasını daima açık tutmalıdır.
Böylelikle genel coğrafya bilgilerini enlemlere göre anlayacağız. Aynı zamanda belli bir enlem üzerinde yer alan ülke veya şehirleri de özelliklerine göre kavramış olacağız. Yine Türkiye coğrafyası ile ilgili bir çok anahtar bilgiyi de şehirler düzeyinde öğrenebileceğiz.
Coğrafya'da başarı, iyi bir temelle mümkündür. Bu temeli coğrafi konum, harita bilgisi ve dünyanın hareketleri ile atarız. Bu temel atılmadan başka konuları ele almak, öğrencinin dersten soğumasına, dersin anlaşılmamasına neden olur.
Coğrafya 'dan genellikle en çok sorunun çıktığı iklim konusunun kavranması ancak bir temelle mümkündür. Diğer konuların anlaşılabilmesi içinde iklim bilgisinin öğrenilme şartı vardır.
İklim bilgisinden hemen sonra genel coğrafya konuları takip edilmelidir. Kara ve denizlerin oluşumları, iç ve dış kuvvetler ile fiziki coğrafya konuları bitirilip nüfus ve yerleşme konusu işlenir. Devamında Türkiye fiziki coğrafyası, Türkiye bölgeleri ve ekonomik coğrafyası öğrenilir. Özetle genel coğrafya konuları ile iyi bir temel atılmadan özel coğrafya konuları işlenmez. İşte bu disiplin, coğrafya tahsilini fen bilimlerine benzetmektedir. Bundan dolayı, ÖSS'ye girecek her öğrenci ister sayısal, ister sözel olsun coğrafya dersine eşit uzaklıktadır. Dolayısıyla konuların tamamı anlaşılmalı , verilen soruların tamamı çözülmelidir. Hiç bir konu atlanmamalı, hiç bir soru cevapsız kalmamalıdır..


ÖSS 'de FELSEFE

ÖSS Sınav kitapçıklarının açıklamalarında da belirtildiği gibi, bu sınavların sözel bölümünde sosyal bilimlerde
kullanılan temel kavram ve ilkelerle ilgili sorular sorulmaktadır. Bu ifadeyi biraz açar ve felsefe gurubu derslerine uyarlarsak; Felsefe dersinde geçen temel kavramlar ve ilkelerin bilinip bilinmediği ve buna göre öğrencide bilimsel düşünme becerisinin, bilimsel bir mantığın gelişip gelişmediğinin yoklandığını söyleyebiliriz.

Öyleyse ÖSS sınavında felsefe dersinden tam başarılı olmanın yolu şudur: Önce söz konusu bilimlerle ilgili temel
bilgileri öğrenmek, sonra bu konularda hazırlanmış kaliteli testlerden çok miktarda soru çözmek, daha sonra da son yıllarda, bu derslerden ÖSS sınavlarında sorulan tüm soruları, cevap şıkları üzerinde iyice düşünerek çözmektir.

ÖSS'YE MATEMATİK DERSİNDEN NASIL ÇALIŞALIM

ÖSS'de matematik sorularını çözebilmek için başarılı olunacağına inanılmalıdır. Boş zamanlar çalışmak için sermaye olarak görülüp, bir çalışma planı yapılmalıdır.. Bu plan çerçevesinde matematik dersine çalışılmalıdır. Peki matematik dersine nasıl çalışılırsa başarılı olunur?.
Öncelikle konu derste hocadan detaylarına kadar öğrenilmeli ve hocanın sınıfta çözdüğü örnekler iyice anlaşılmalıdır. Anlaşılmayan örnekler evde çalışılıp anlaşılmalı, olmuyorsa hocaya sorulmalıdır.
Konu testlerinin büyük bir kısmı hoca tarafından sınıfta çözüldüğünden bu çözümler sınıfta dikkatle takip edilmelidir. Unutulmamalıdır ki konu testleri, konular için bir özdür ve olmazsa olmaz bilgileri ve teknikleri içerir.
Konu anlaşılıp, konu testleri çözüldükten sonra konu testlerine paralel olarak hazırlanmış ancak daha fazla sayıda test içeren fasiküller öğrenci tarafından çözülmeye çalışılmalıdır . Çözülemeyen sorular etüdlerde hocaya sorulmalıdır. Testlerin çözümü sırasında öğrenci zaman faktörünü dikkate almalı çabuk çözmek için kendini zorlamalıdır.
Fasikül testlerini çözen öğrenciler bununla kalmayıp piyasadaki kaliteli dergi veya soru bankalarından düzenli olarak test çözmelidirler.
Dersanede uygulanan her sınava öğrenci gerçek bir sınav ciddiyetinde hazırlanmalı ve bu sınavlardan daima en yüksek neti yapmaya çalışmalıdır.
Zamanın ilerlemesi nedeniyle gerideki konuları unutmaya karşı önlem alınmalı ve çalışma zamanının bir kısmını tekrarlara ayırmalıdır. Örneğin hocanın ders notları ve konu testleri kısaca gözden geçirilirse konu tekrar en iyi şeklide hatırlanabilir.
Bu çalışmalar yapılırken heyecanlanılmamalı ve kendine güvenip inanılmalıdır.
Bütün öğrencilerimizin ÖSS'de en yüksek başarıya ulaşmaları dileğiyle.



ÖSS 'de GEOMETRİ

Geometri sorularını çözebilmek için matematiğin örneğin sayılar, denklemler gibi belli bazı konularını bilmek gerekmektedir. Geometri öğrenmeye başladıktan sonra bunu tekrarla güçlendirmeniz gerekir.

Kuralları bilmeli ve bu kuralları soru üzerinde uygulamalısınız. Formülleri ezberleme yerine bunları soru içinde uygulamalar yaparak öğrenmek kesinlikle daha faydalı olur.

Geometri dersinde her konu aynı derecede öneme sahiptir. Çünkü bir soru içinde birkaç konuya ait özellik çıkabilir
ve sadece bir iki konuyu çok iyi biliyor olmanız bir şey ifade etmeyebilir.

Geometri öğrenmek sabır ve çalışma gerektirir. Konular birbiriyle bağlantılıdır bu yüzden tüm konuları iyi öğrenmelisiniz.

Soru çözerken önce bir kere soruyu okumalı, verilenleri şekli düzenli ve eksiksiz bir şekilde yerleştirip, ipuçlarından da yararlanarak yapılması gerekenleri hatırlamalı ve uygulamalısınız.


FİZİK KORKULU RÜYA DEĞİLDİR

Üniversite sınavlarının korkulu rüyası Fizik; başarı oranının en düşük olduğu derslerden biridir. Bu nedenle bir çok öğrenci bu dersi yapamam diyerek baştan pes eder. Halbuki korkmak yerine öğrenmeye çalışılsa ne kadar zevkli bir ders olduğu anlaşılacak. Sınıfta dersi iyice dinleyip, aynı günün akşamı o konu ile ilgili bir kaç soru çözülse yapılamayacak bir ders olmadığı görülecektir. Unutulmamalıdır ki Fizik dersi kesinlikle günü gününe çalışmak ister.
Ayrıca ÖSS'de çıkan fizik soruları oldukça kolay olup, kesinlikle sınavda bütün soruların okunması gerekmektedir. Ortaokuldan kalan bilgilerinizle dahi çözebileceğiniz sorular çıkabilir. Soruyu anlamak çözmenin yarısıdır. Bu yüzden soru çok dikkatli okunmalı bizden istenen ne ise soru o istikamette çözülmelidir. Çok karmaşık görünen sorular dahi okununca şekil ve bilgiler yardımıyla ne kadar kolaylaşacak göreceksiniz.
Hakettiğiniz başarıya ulaşmanız dileğiyle.

HERKES KİMYA ÖĞRENEBİLİR


Bildiğiniz gibi sınav sistemi değişti. İki aşamalı olan sistem ÖSS sınavı temel alınarak tek sınava indirildi. Ezbere dayalı çok bilgi öğrenme yerine, mantıksal muhakeme ve ana kavramlara dayanan temel bilgiler önem kazandı. Sınavda yapılacak fazladan bir soru şimdi puan türü ne olursa olsun çok daha önemli hale geldi.
Bu açıdan bakıldığında, sayısal bölüm sorularının önemli bir kısmını oluşturan kimya soruları; sizin için cevaplandırılması en kolay ve net sayınızın yükselmesini sağlayacak bir bölüm haline geldi. Sınav içeriği ise diğer yıllardaki ÖSS konularıdır.
- Atom, atomların yapısal incelenmesi, periyodik cetvel,atomlar arası ilişkiler
- Molekül ve moleküller arası ilişkiler
- Mol kavramı ve kütle yasaları
- Maddenin gaz hali ve temel yasaları
- Çözeltiler ve özellikleri
Kimya, sadece dersin dikkatlice takip edilmesi ile gereksiz zaman harcamadan kolayca öğreneceğiniz bir derstir. Sınavda rakiplerinize göre +13 soru ile başlamayı hepiniz istersiniz. O halde bu fırsatı değerlendirin. Başarılar dileriz.



BİYOLOJİ KOLAYDIR

ÖSS'de çıkan 12 biyoloji sorusu ile öğrencinin zihinsel gücü ölçülmektedir. Sorularda verilen bilgi, grafik, tablo veya şekli değerlendirebilen öğrenciler seçilmek istenmektedir.
Değişen sınav sistemi, bütün öğrencilerin biyoloji sorularını cevaplandırmasını gerektirmektedir.
Bu nedenle, sayısal bölümden hazırlanan öğrencilerin
- Hücre ve özellikleri
- Solunum- Fotosentez- Sınıflandırma- Besinler, beslenme ilişkileri
- Canlılar arası etkileşim, Populasyonlar ve ekosistemler
- Nükleikasitler, protein sentezi- Enzimler ve ATP- Hücre bölünmeleri
- Dokular ve sistemlere
Öncelikle önem vermeleri daha sonrada, üreme, kalıtım ve evrim konularına çalışmaları gerekmektedir.
Sözel öğrencilerin ise, kolay anlayabilecekleri ve soru gelme ihtimali yüksek olan,
- Hücre ve özellikleri- Sınıflandırma- Besinler, beslenme ilişkileri
- Canlılar arası etkileşim populasyonlar ve ekosistemler
- Nükleikasitler, protein sentezi- Enzimler ve ATP
- Dolaşım Sistemlerine
Çalışmalarını, bu konularla ilgili geçmiş yıllarda çıkan soruları çözmelerini tavsiye ediyoruz.
Öğrencilerimizin biyolojiden başarılı olmaları için;
- Ders ve etütlere devam edip iyi dinlemeleri
- Anlaşılamayan kısımları öğretmene sormaları
- Fasikül ve diğer kaynaklardan konulara çalışmaları
- Konu testi ve fasiküllerdeki soruları tamamen çözmeleri
- Denemelerde zamanlamayı iyi yapmaları gerekmektedir.
Başarılar dileğiyle!...

Copyright  © Agdsariyer.com
Katkılarından dolayı Ravda.net , Firaset.net , Gonulsultani.com , Birdamla.net , Tv5.com.tr , Yesilcami.com ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

www.derscalıs.com

 

 

İYİ ÇALIŞMALAR  
   
Reklam  
   
TAKVİM  
   
Bugün 4 ziyaretçi (30 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=